Posts Tagged ‘kartonpiyer kalibi’

polyester alçı kubbe kalıpları

 polyester alçı kubbe kalıpları
 polyester alçı kubbe kalıpları

Alçı kubbe kalıpları  isteginize ve zevkinize göre yapıyoruz. Siz tasarladıgınız kubbenin çapını ve derinliğini, içinde desen olup olmayacağını veya bir proje halinde bize ulaştırabilirsiziniz. İletişim bölümünden bizimle irtibata geçebilrsiniz. polyeskalip.com

Kubbenin tarihi:

Kubbe, mimari alanda eski dönemlerden beri uygulanan bir unsurdur. Tarihi gelişim süreci içinde boyutları büyüyen kubbe asıl önemli gelişimini Türk ve İslam mimarisinde kaydetti. Kubbe zamanla cami mimarisinin vazgeçilmez bir unsuru haline geldi. Başlangıçta küçük boyutlu kubbeler inşa eden Türk mimarlar, özellikle İstanbul’un fethinden sonra büyük kubbeli eserler yapmaya başladılar. Mimar Sinan’ın Edirne’de Padişah II. Selim adına inşa ettiği Selimiye Camii’nin kubbe çapı 31,25 metredir.
Kubbe binaların üzerlerini örtmek için kullanılan mimari bir sistem. Daire veya dörtgen binaların üzerini örtmekte kullanılan kubbe, genellikle dini mimaride kullanılmakla beraber, sivil ve askeri binalarda da yer almaktadır.

Kubbe inşasında başlıca iki metod vardır. Birincisi, kubbeyi ağırlıksız kabul edilerek yuvarlak plan şeması üstünde kürevi bir çatı olarak uygulamak. İkincisi, kubbeyi abanma ve destek hesaplarını da içine alarak gerçek mimari kaideleri içinde ele almaktır. Bu uygulamada önemli olan kareden daireye geçişte meydana gelen boşlukların doldurulmasıdır. Bu boşluklar, “tromplar” (küçük yarımküre), “pandantifler” (konkavüçgen) veya “Türk üçgenleri” denilen geometrik elemanlarla doldurulur.

Kubbe mimarisi ilk olarak Mezopotamya’da görülür. M.Ö. 16 ve 13. asırlarda Ege bölgesindeki binalarda yer almaya başlayan kubbe, M.Ö. 1. yüzyılda Roma mimarisinde bir unsur olarak kullanılmaya başlandı. Ancak bu kubbeler mimariye yenilik getirmedi. Zamanla Bizans mimarisine kayan Roma sanatı, buna da daha rasyonel çözümler getiremedi.

Kubbe mimarisinde zirveyeOsmanlı mimarları ulaşmıştır ve neoklasik dönem mimarisinde bile bu zirvenin üzerine çıkılamamıştır. Kubbenin yapılmasındaki ideal olan mekan bütünlüğünü temin etmekle, mimarideki son şeklini Osmanlı mimarları vermiştir. Abanma ve taşımadaki problemlere rasyonel çözümleri de Osmanlı mimarisi getirmiştir. Türk mimarisi, ana mekanda geometrik ve köşeli, üst yapıda kubbeye uygun olarak dairevi ve kürevi biçimleri anlayış içinde tatbik etmiş mekan içindeki dayanakları görünür hale getirdiği gibi dış payanda sistemi ile kubbe ağırlığını toprağa kadar götüren kademeli teşkilatı gerçekleştirmiştir. Osmanlı medeniyetinin merkeziyetçi dünya görüşüne uygun olarak, bu düşünce tarzı mimari karakterde de hakim hale getirilmiştir.

Mimarimizde en üst noktayı teşkil eden Mimar Sinan, kubbe inşasında da bazı yenilikler getirmiştir. Erken devirdeki Türk üçgenleri ve bunu takib eden sarkıtlarla süslü pandiflerin yerine, kubbeye geçişte daha yumuşak olan trompları kullanmıştır. Klasik devir mimarisinin bir sentezi olan Mimar Sinan, mimarimizde mekanların simetrik olmasına yarayan kubbeyi aşılamaz bir unsur olarak Edirne Selimiye Camiinde başarıyla tatbik etmiştir. Selimiye’de, kubbe için en mühim problem olan abanma ve taşıma münasebeti ve bu münasebete dayanmayan ana mekanın yuvarlak unsurlarını tekrarlayan kubbe problemleri aynı anda halledilmiştir.
#
yapı tarihi içinde belki de en önemli unsurlardan biridir.

efendim, modern yapı malzemelerinin ve yapılarda kullanımının gelişimi pek de eskilere dayanmıyor. misal bugün yapılarda kullanılan çeliğin, yani karbon ve bilumum metalle sünekliği* artırılmış demirin yapı malzemesi olarak kullanımı 19. yüzyıl içerisinde olmuş. beton denilen karışımın bilinen halini alması için de 1826′ya, yani portland çimentosunun icadına kadar beklemek gerekmiş.

günümüzdeki yapı malzemeleri ile (ahşap, betonarme veya çelik) çok büyük açıklıkları geçmek, yapılarda geniş ve ferah mekânlar tesis etmek mümkün. zaten örnekleri de kimi yapılarda görülebiliyor. ancak, eski zamanlarda, yani yaklaşık 100-150 yıl öncesine kadar bu iş bu kadar rahat değilmiş. bina imalatında kullanılan malzemelerin gevrek veya çekme dayanımı küçük malzemeler olması sebebiyle yapının tepesini oluşturan döşemenin öyle bir şekilde olması gerekiyordu ki eldeki mevcut malzeme ile büyük açıklıklar geçilsin, ferah mekânlar elde edilsin. işte kubbeler tam da bu işe yararlar.

kubbelerin yapısı itibariyle herhangi bir kesidindeki çekme gerilmesi, aynı açıklığı geçen bir çubuk elemana (misal kiriş gibi) kıyasla çok daha düşüktür. bu özellikleri sayesinde, çekme dayanımı düşük olan malzemelerle ve uygun bir tasarımla tatbik edilebilmişlerdir.

kubbelerdeki handikap, mesnetlendikleri noktalarda dışarı doğru açılma yönünde hareket etme eğiliminde olmalarıdır. bu etkiden dolayı, mesnetlendikleri düşey yapı elemanlarında eğilme momenti (-ve bunun sonucu olarak/veya düşey elemanın yapısından dolayı- kesme kuvveti) oluştururlar. eski zamanlarda, yani kolonun kolondan, elemanın elemandan sayılmadığı zamanlarda bu etkinin önüne geçebilmek için yapıyı oluşturan ana kubbe, yanlarına yapılan küçük kubbelerle desteklenir, böylelikle açılma etkisi azaltılmış ve kesit zorları diğer elemanlara dağıtılmış olur; yani sistemin hiperstatikliğinin* uygun bir sistem ile artırılması bu meseleyi çözer.

bahsettiğim sistemin uygulamalarını çoğu cami veya külliyede görebilirsiniz. çoğu zaman, yapıdaki esas büyük boşluğun üzerini kapatan büyük kubbenin kenarlarında minik kubbeler teşkil edilmiştir. bu minik kubbelerin teşkil edilmesinin sebebi basitçe budur.

kubbelerin en gral örneklerinden biri ayasofya’nın kubbesidir. bunun yanında sultanahmet’in* kubbesini saymamak büyük ayıp olur tabi. ayasofya’nın kubbesinde zaman içinde çeşitli tadilatlar yapılmış. eskiden açılma eğilimindeki kubbeyi kenarına payandalar yaparak durdurmuşlar. bugünkü halini bilmiyorum. epeydir gidip görmüşlüğüm yok.

günümüzde ise kubbe yapımı “neredeyse hiçbir zaman” zorunluluk değildir. bunun yerine çelikten imal edilen çatı makasları kullanılarak büyük açıklıklar rahatlıkla geçilmektedir. lâkin, göze hoş gelen ve islâm sonrası anadolu yapı tarihinin bir parçası olması nedeniyle kubbeler halen camilerin vazgeçilmez yapı elemanları olarak boy göstermektedirler.

not: kubbelerin iki boyutlu düşünülmesi ile kemerler elde edilir. gözünüzün önünde canlansın diye bir kemer uygulamasını örnek vereyim: (bkz: mostar köprüsü)
(eksiksizuyum, 02.10.2006 00:47)
@954804 [k]
#
eski türklerin çadırlarından kalma mimari bir gelenektir diye duymuştum.
(hepten aykırı, 02.10.2006 00:55)
@954813 [k]
#
yanılmıyorsam 31,5 metre çap ile en büyüğünün selimiye camiinde bulunduğu mimari şekil.
ayasofya ise 30,5 metredir.

Avrupa Ortaçağ mimarisinde mühim bir mimari unsur olarak görülmeyen kubbe, rönesansla birlikte ehemmiyet kazanmaya başlamıştır. Fakat bu yine de Avrupa mimarisinde mimari fonksiyonların simetri ekseni olacak tarzda hiç bir devirde binalarda kullanılmamıştır. Floransa’daki Santa Maria del Fiore kilisesinin kubbesi Avrupa mimarisinin kubbe anlayışına yeni bir şekil getirmiş ve bunun gelişmiş bir örneği olan Roma San Pietro Kilisesinin kubbesi, batı için nümune olmuştur.

Neo-klasik mimaride kubbe sivil mimariye de tatbik edilmeye başlanmış, fakat kubbe inşa tekniğine bir yenilik getirememiştir. Daha sonra betonarme tekniği kubbe çatıyı düz çatıya çevirmiştir. Son zamanlarda yeni metodlar geniş boşlukların üzerini kapatmada kullanılmaya başlanmıştır.
Günümüzde Türkiye’de inşa edilen camilerin kubbe tarzı büyük ölçüde Osmanlı tarzının devamı niteliğindedir.

Sipariş vermek için Tıkla

http://polyeskalip.com/wp-content/uploads/2010/10/banner4.png